Hakkimizda

Sohbet Siteleri, Canlı Sohbet, Bedava Chat, Chat Sitesi, Javasız Sohbet, Bizim Mekan

Kategoriler

Zaman Makinesi

Admin

Reflünüz Varsa?

Mayıs 22nd, 2016 by admin

Reflü hastalığının sebebi, mide içeriğinin yemek borusuna kaçmasıdır. Asitli mide içeriğinin yemek borusuyla uzun süre temas etmesi, tahribata yol açar.

Eğer mideye doğru bir safra kaçağı da varsa, reflü hem asit, hem safra nedeniyle zarara verir. Reflüye neden olan sebeplerin başında, yemek borusu ile midenin birleşme yerindeki mekanizmanın bozulması gelir. Normalde sistem iyi çalıştığında buna müsaade etmez.

Reflünüz varsa dikkat etmeniz gereken bazı noktalar var:

Öğün sayısını arttırın, sık sık mide yapısını koruyacak (tam buğday ekmeği, süt, peynir gibi) besinler tüketin.

Ara öğün tüketme alışkanlığı edinin.

Bir öğünde fazla miktarda besin tüketmeyin. Az ve farklı besin çeşitlerini bir arada tüketin.

Aşığı sıcak ve soğuk besinler tüketmeyin.

Asitli içeceklerden (kola, gazoz, portakal suyu gibi) kaçının.

Çay, kahve, kola, gazlı içecekler ve alkol gibi mide asidini yükselten içecekler yerine, bitki çaylarını tercih edin.

Aşırı yağlı, baharatlı sosları ve kızartılmış ürünleri tüketmeyin. Bu lezzetlendiriciler yerine tuz ve karabiber gibi, mide yapısını koruyacak çeşnileri tercih edin.

Sirke, limon suyu gibi asitli sosları tercih etmeyin.

Karın üstüne baskı yapan kemer ve kıyafet kullanmayın.

Öğünlerden 3 saat önce yatmaya ve başınızı yastık üstünde tutmaya özen gösterin.

Mayıs papatyası, pelin otu çayı, aynısefa, ekşi yonca, civanperçemi reflüye iyi gelen bitki çaylarındandır.


Yazi bilgileri Faydalı Bilgiler | Yorum yok »

Boyun Fıtığı ve Tedavisi!

Mayıs 22nd, 2016 by admin

Boyun ağrıları, bel ağrılarından sonra en sık karşılaşılan kas-iskelet sistemi rahatsızlığıdır. İlerleyen durumlarda yürüme güçlüğüne bile sebep olabilir.

Boyun bölgesinde gelişen ağrılar, bel ağrılarından sonra en sık karşılaşılan rahatsızlıklardan biridir. Bu ağrıların bir kısmı da boyun bölgesinde ortaya çıkan fıtıktan kaynaklanır. 7 adet omur vardır. Her omur arasında çekirdek olarak adlandırılan dikler yer alır. Bu disk dokusunun yırtılarak omurilik kanalına doğru yer değiştirmesi sonucu sinirlere ve omuriliğe baskı yapması ile oluşan hastalığa da boyun fıtığı denir.

Boyun fıtığında hastalar şiddetli boyun ağrısının yanı sıra, tek kola yayılan ağrıdan ve uyuşmadan yakınırlar. Parmak uçlarına kadar yayılabilen ağrı, kimi zaman her iki kolda güçsüzlük, omuriliğe de baskı yaparsa yürüme güçlüğü gibi vücudun tümünde ciddi sorunlar getirebilir.

İlerleyen yaşlarla birlikte boyun omurları arasındaki kıkırdağın yıpranması, boyun fıtığına yol açan önemli bir etkendir. Yapılan ters hareketler sonucu ortaya çıkan boyun travması ve spor yaralanmaları da boyun fıtığına yol açabilir.

Günümüzde boyun fıtığı uygun bir tedavi programıyla kontrol altına alınabiliyor. Tedavinin başarısında ise, pek çok hastalıkta olduğu gibi erken teşhis önemli bir rol oynuyor. Hastanın şikayetlerinin dinlenmesi ve dikkatli nörolojik muayene tanı koymada oldukça işe yarıyor. Boyun fıtığının kesin tanısı ise MR çekilerek konuluyor.

Boyun fıtığında cerrahi tedavi son çare olarak görülüyor. Sinirlerin sağlam olduğu durumlarda genellikle 15 günlük yatarak istirahat ve ilaç tedavisi yeterli geliyor. Yatarak olmak şartıyla, fizik tedavi de boyun fıtığının şikayetlerinin hafifletilmesinde yardımcı oluyor.

Boyun fıtığında cerrahi tedavinin amacı, omurilik ve sinir dokusuna olan baskıyı kaldırmaktır. Bir başka deyişle, fıtığı yok etmektir. Bunun sonucunda hasta yakınmalardan kurutulur. Günümüzde uygulanan cerrahi operasyonlar, boyun fıtığında kesin çözüm sağlayabiliyor.


Yazi bilgileri Faydalı Bilgiler | Yorum yok »

Gül Suyunun Cilde Faydaları

Mayıs 22nd, 2016 by admin

Gül suyu yine doğadan bize gelen bir güzellik kapısı.Gül suyu cilde ne gibi faydalar sağlar?Gül suyu ile tonik yapabilirsiniz.yani gülsuyunu tonik yerine hergün cildinizi temizlemekte kullanabilirsiniz.

Gül suyu cildi taze ve canlı tutar.Ayrıce gülsuyu önemli bazı cilt sorunlarına da iyi gelir.

Gül Suyunun Cilde Faydaları:
Gül suyu göz altı morluklarını giderir..
Cilt lekelerini yok eder.
Cilt kırışıklıklarını önler.
Ancak şunu da önemle duyurmamız gerek.Gül suyunu kullanırken saf gülsuyu kullanmayınız.Çünkü saf gülsuyu bazı ciltler için iyti değildir bu yüzden gül suyu konsantresini kullanırsanız çok daha iyi olur.


Yazi bilgileri Faydalı Bilgiler | Yorum yok »

Arı Soktuğunda Ne Yapılmalı ?

Mayıs 8th, 2016 by admin

Arı sokması durumunda neler yapmalıyız?

Bal arısı soktuğunda iğnesi deride kalır ve kandisi ölür ama yabanarısı eşek arısı soktuğunda iğnesi kalmaz ve arı ölmez.

Bal arısı aslında insan vücudu için iyidir ama birden fazla bal arısı soktuğunda tehlikelidir.

Bal arısı soktuğunda iğnesini çıkarmak gereklidir.İğnesini çıkarmanıza rağmen şişlik ve ağrı varsa şişen bölgeye karbonatı lapa haline getirip sürün acısını alır.Yoğurt sürmak soğuk su ile yıkamak yine acıyı azaltan hallerdeir.

Arı soktuğunda hemen o bölgeye çamur uygularsaanız şişmsini engeller.

Arı soktuğunda bölgeyi emmek oynamak sıvazlamak iyi değildir.


Yazi bilgileri Faydalı Bilgiler | Yorum yok »

Deodorant Meme Kanseri Yapar mı?

Mayıs 8th, 2016 by admin

Ekim ayı boyunca tüm dünyada meme kanserine karşı kampanyalar gerçekleştiriliyor. Bu sırada kanserin neednlerine dair yanlış bilinen konulara açıklık getiriliyor. İşte meme kanserinin nedenlerine dair yanlış bilinenler ve doğruları..

Deodorant veya rollerlar meme kanserine neden olur: Yanlış. Dünyada bilimsel olarak bu konuda bilimsel verilere ulaşılmamış. Bu söylentinin henüz bilimsel bir dayanağı yok.

Her beze, sertlik kanserdir: Yanlış. Her beze, sertlik kanser değildir ancak mutlaka bir uzman tarafından değerlendirilip görülmesi gerekir.

Sadece ailesinde meme kanseri öyküsü olanlar risk altındadır: Yanlış. Her kadın meme kanserine yakalanma riskine sahiptir. Ailesinde göğüs kanseri olanların hepsi meme kanserine yakalanmaz ancak doktorunuzla bu gerçeği paylaşmalı yine de tedbirli davranmalısınız.

Meme kanseri Afrika kökenli Amerikan kadınlarda olmaz: Yanlış. Afrika kökenli Amerikan kadınlarda meme kanseri daha az görülse de, tamamen görülmediği söylenemez. Hatta bazen beyaz kadınlara oranla daha agresif ve yayılmacı bir yapı izleyebiliyor. Göçmenlerin bu tür risklere karşı kontrolleri ihmal etmemeleri tavsiye ediliyor.

Eğer biyopsi yaptırırsanız kanser yayılabilir: Yanlış. Bu kesinlikle doğru değil. Yıllarönce insan kaynaklı ve teknik araçların yeterli olmaması buna neden olmuş olabilir ancak şimdi böyle bir şey söz konusu değil. Biyopsi yapılarak anlaşılmayan bir sorun ödürücü olur.

Göğüs kanseri 40 yaşından sonraki kadınları etkiler: Yanlış. İleri yaşta göğüs kanseri riski artıyor ancak her yaşta bu riskin var olduğunu gösteren vakalar var. 20 yaşından başlayarak jinekolojik ve meme kontrolleri düzenli olarak yapılmalı. 40 yaşından sonra her yıl mamografi yaptırmak erken müdahaleyi sağlar.

Sütyen göğüs kanseri yapar: Yanlış. İnternette dolaşan bu söylentiyi kanıtlayan bilimsel bir veri yok.Bu konuda sorun yaşayacağını düşünenler kendilerini rahatlatmak için pamuklu, sentetik madde içermeyen sutyen kullanabilirler.

Mamografi yaptırdıysanız göğsünüzü kontrol etmek zorunda değilsiniz: Yanlış. Mamografi sınucunuz temiz çıksa da, elinizle ara ara kontrol yapın. Size rahatsızlık veren, farklı bir durum ortaya çıkmışsa doktorunuzla görüşün.

Küçük göğüslü kadınlar meme kanseri olmaz: Yanlış. Meme kanseri büyüklükle ilgili değildir. Göğsün büyüklüğü riski artırmaz, vücut büyüklüğü artırabilir. Aşırı kilolu olan kadınların meme kanserine yakalanma risklerinin daha yüksek olduğu görülmüştür. Bu nedenle sağlıklı yaşamaya, fazla kilo almamaya dikkat edin.


Yazi bilgileri Faydalı Bilgiler | Yorum yok »

Çay Ve Kahve Hakkında Bilinmeyen Gerçekler

Nisan 9th, 2016 by admin

Kahve Hakkında Gerçekler

Her Alman yılda 160 litre yani ortalama 1000 fincan kahve içer. Kahve sadece tadı için değil, yarattığı etki için de sevilen bir içecektir.

Bir fincan kahve içerisinde su, protein, şeker, tanik asit, alkoloitler ve kafein barındırır.

Sabah tüketilen kahve, tasa ve stresi yok eder

Dozunda tüketilirse bu kahvenin gücü gerçekten mucizeler yaratabilir.

Düşünce akışını tetikler, dikkati arttırır, morali düzeltir.

Kahve içerek geç saatlere kadar konsantre olmuş bi şekilde çalışabilirsiniz.. Ve bunları sağlayansa kahvedeki kafeindir.

Beyin gün içerisinde adenozin maddesini salgılar ve sinir hücresindeki reseptörleri uyarır. Böylece beyne yorgunluk hissi verir.

Kafein ise adenozin maddesine direnir ve resptörleri bloke eder. Böylece daha uzun süre uyanık kalırsınız.

Kahve uyarıcı etkisi sebebiyle özellikle seyrek kahve içenlerin geceleri uykusunu kaçırır.

Ancak düzenli kahve tüketiminde adenozin reseptöründeki artış uyanık tutma etkisinin zayıflamasına sebep olabilir.

Sürekli kahve tiryakileri ansızın kafeinsiz kaldığında metabolizma bu eksikliği beyne bildirir ve eksikliğin yan etkileri ortaya çıkar. Bunlar çoğunlukla telaş, konsantrasyon eksikliği ve bezginlik şeklinde kendini gösterir. Bu sendromlar birkaç gün içinde geçecektir.

Kahve vücutta su kaybettirici olarak bilinirdi ve her fincan kahve için bir bardak su içilmesi tavsiye edilirdi.

Bu aslında tam doğru değildir, kafein kısa vadede tuvalet ihtiyacını tetiklemesine rağmen yapılan araştırmalar gösteriyorki düzenli kahve tüketiminde vücut buna alışıyor ve dolayısıyla vücuttaki sıvı dengesi zarar görmüyor.

Spor öncesinde içilen bir fincan kahve, vücudu yeni rekorlar kırmaya teşvik edebilir.

Kahve kan basıncını, vücut ısısını, kalbin kan pompalama kapasitesini yükseltir.

Bronşlar genişler ve yağ yakma hızı yükselir. Hızlanan kan dolaşımının etkisiyle kas ağrıları baskılanır.

Performans sporlarında 1 lt idrarda bulunan 12 mg lık kafein konsantresi doping olarak kabul edilir. Bu da 4-5 fincana denk gelmektedir.

Ve geçelim kahvenin cilde olan etkilerine. Mesela pahalı kremler yerine kahveyi kullanabilirsiniz.

Kahveden sadece içecek olarak değil güzellik malzemesi olarak da faydalanabilirsiniz. Kahve yüze uygulandığında kan dolaşımını hızlandırır ve kırışık oluşumunu engeller.

Tüm süper modellerin sırrı kahve tervesini selülite karşı kullanmasıdır. Üst baldır bölgesine masaj yaparak uygulandığında ve strech filmle sarıldığında cildi sıkılaştırır ve temizler.

Saçınızı kahveyle durularsanız, banyodan sonra saçlarınız çok gür görünüm kazanır. Saç kökleri güçlenir ve uzamaları hızlanır.

Kahve sadece içmek için değil kötü kokuları bastırmak için de kullanılır ve pratik ev malzemesi olarak da kullanılabilir. Örneğin kötü kokuların çabucak giderilmesinde kullanılabilir.

Ocağınızı ısıtıp toz kahve dökdükten sonra, güzel kahve kokusunun hemen evinize yayıldığını fark edeceksiniz.

Kaynatılmış kahveyle çiçeklerin diplerine musallat olmuş solucanları bertaraf edebilirsiniz. Kafein bir sinir gazıdır son derece hızlı etki eder, zararlı böcekleri 24 saat içinde çiçeklerden uzaklaştırır.

Çay Hakkında Gerçekler

Çayın etkisi ise demlenme süresine bağlıdır. çay yapraklarında da çabuk çözülen kafein mevcuttur.

Eğer çay sadece 2 dakika demlenirse uyarıcı etki yapar.

5 dakikadan daha uzun bir sürede demlenirse adrenalize olan kafeini bağlayan tanik asitler açığa çıkar.Böylece çay sakinleştirici etki yapar.

Çayın faydalarına baktığımızda ise adeta ecza deposunda saklanması gereken bir ilaç gibi olduğunu görüyoruz.

Her türlü hazımsızlık, mide ağrısı, cilt kuruluğu ve öksürüğe iyi geldiği biliniyor.

Çay, diş macunu gibi çok sayıda floroit içerir. Çaydaki tanik asitler dişdeki koruyucu etkiyi destekler, dişlerin üzerinde koruyucu bir tabaka oluşturarak diş taşı oluşumunu engeller.

Çay banyo malzemesi olarak kullanıldığında enfeksiyon giderici ve sakinleştirici etki yapar.

Göz maskesi olarak kullanılırsa kanlanmaya ve ağırlaşmış göz kapaklarına iyi gelir

Demlenmiş çay suyunu evinizde ahşap temizleyici olarak kullanabilir, koyu renk mobilyalara uygulandığında çaydaki bileşenler eskimiş yüzeylere yepyeni bir parlaklık getirir.


Yazi bilgileri Faydalı Bilgiler | Yorum yok »

Sınav Öncesi Tüketilecek Gıdalar!

Nisan 9th, 2016 by admin

Sınavdan birkaç gün önce hangi yiyeceklerden uzak durulmalı? Hangi yiyecekler tüketilmeli? Sınav günü nasıl bir kahvaltı yapılmalı? Detaylar MaceraSohbet te!

Sınavdan bir gün önce baharatlı ve kızartılmış besinler tüketilmemelidir.

Sınavdan birkaç gün önce, ana ve ara öğünlerde dışarıdan yemek tüketmemeye çalışın.

Tükettiğiniz içeceklerde kafein oranının yüksek olmamasına özen gösterin. Kola, kahve, enerji içecekleri gibi içecekler yerine, limonata, ayran, süt ve bitkisel çayları tercih edin.

Hazımsızlık yapabilecek lahana, roka, kereviz, ıspanak ve kuru baklagiller gibi sebzeleri tüketmemeye çalışın.

Sınav sırasında kan şekerinizi korumak, daha verimli ve kolay soru çözebilmek için çikolata, lokum, şeker gibi besinler yerine; tahıllı ekmeğe sandviç, paket süt, lifli bisküvi gibi, şekerinizi yavaş yükselten ve dengeleyen besinleri tercih edin.

Sınavdan birkaç gün önce çok ağır ve yoğun egzersiz yapmayın. Açık havada 1 saat yürümek size iyi gelecektir.

Sınav günü ideal bir kahvaltıda olması gerekenler:

2 dilim beyaz peynir

1 dilim kaşar peyniri

2 dilim çavdar veya buğday ekmeği

3-4 adet kuru kayısı veya 1 tatlı kaşığı pekmez

2-3 adet ceviz veya 4-5 adet zeytin

1-2 fincan ıhlamur veya elma çayı (şekersiz)


Yazi bilgileri Faydalı Bilgiler | Yorum yok »

Parfümü Doğru Kullanma Rehberi

Nisan 9th, 2016 by admin

Kullandığınız parfüm her ne kadar güzel kokuyor olsada doğru kullanılmaması sonucunda kalıcı ve hoş kokuya sahip olamazsınız.

Parfümünüzün daha kalıcı olması için parfümünüzle aynı kokuya sahip bir vücut losyonu veya kremi kullanarak parfümünüzü çok ağır olmadan güçlendirebilirsiniz.

Parfümü kullanmanın en iyi yolu onu çıplak tene uygulamaktan geçiyor. Bu teknik ten ile parfüm arasında bir simyanın oluşmasına ve kokunun kisiselleşmesine önayak oluyor. Ten üzerinde ısınan parfüm, vücut ısısıyla yükseldiği için, her zaman giysi üzerine uygulanan kokudan daha kalıcı oluyor.

Aynı parfümün başkasında farklı kokmasının nedeni parfümün ten üzerinde hayat bulması. Bu nedenle kimyadaki kişisel farklılıklar onun nasıl kokacağını büyük ölçüde etkiliyor. Tükettiğiniz yiyeceklerden tutun da cilt tipinize kadar hemen hemen her şey parfümün duruşunu etkiliyor. Her ne kadar genel etkisi aynı olsa da, bazı notalar kişiden kişiye daha fazla veya az hissedilebiliyor. Üzerinizde mutlaka hoşlanacağınız bir parfüm kokusu duyabilmek için onu satın almadan önce mutlaka deneyin.

Erkekler hangi kokulardan hoşlanırlar, hangilerinden nefret ederler diye merak ediyorsanız; mutlu bir hatırayı tetikleyen bir koku onu baştan çıkarmaya yeter. Öte yandan, büyükannesinin pudramsı çiçek kokusu gibi hiç seksi olmayan bir çağrışım onu soğutmaya yeterlidir. Satın almadan önce örnek parfümleri ona da koklatın ve düşüncelerini paylaşmasını isteyin.

Parfüm uygulamadan önce kullandığınız el kremi veya şampuan gibi ürünler bir süre sonra etkilerini kaybederler. Yani parfümünüz etkisini devam ettirir.

Parfüm test ederken, öncelikle alışveriş merkezlerinde bulunan kozmetik mağazalarına daha tenha ve sakin oldukları zamanlarda uğramayı prensip edinin. Böylece kolayca odaklanabilir ve etraftaki diğer parfümlerin karar mekanizmanızı etkilemesini engellemiş olursunuz. Mağazadan ufak deneme boylarını isteyebilir, bunları duştan sonra vücudunuza uygulayıp parfümle gerçek anlamda bağdaşıp bağdaşmadığınızı anlayabilirsiniz.

Parfümün kalıcılığını koruması için bileklerinizin iç kısımları ve boyun gibi bilinen bölgelerin haricinde uzun süre kalıcılık sağlayan ve tahrik edici özelliği bulunan ense bölgesini siz de deneyin.

Parfüm alerjisi ender görülen bir durumdur. Ancak parfümün etkilerine karşı hassasiyet, özellikle de astım hastalarında, daha sık karşılaşılan bir durumdur. Parfüm uyguladıktan sonra başınız ağrıyor veya cildiniz kızarıyorsa, tek notalı bitki yağlarını tercih edin. Bu yağlar karışık içerikli parfümlere göre cildinizi daha az tahriş eder. Ayrıca, konsantre bir parfüm yerine hafif kokulu vücut losyonlarını seçebilirsiniz.

Parfümlere karşı bağışıklık kazanmanız mümkün. Bu durum siz parfümü uyguladıktan üç veya dört dakika sonra kokusunu almamaya başlamanızla ilgili bir durumdur. Ancak etrafınızda bulunanlar parfümünüzün kokusunu net olarak alabilirler. Ayrıca bu parfümü çok sık kullanıyorsanız, bir müddet sonra o aramayı fark etme yetinizi kaybedebilirsiniz. Bu durumun oluşmasını engellemek için parfümü çok sık kullanmamaya dikkat edin.

Gündelik parfümünüzdenn gece kokunuza geçiş yapabilmek için gündüz ve gece kullanacağınız parfümün hemen hemen aynı notalara sahip olmasına ve gündelik kokunuzla karıştığında sizi rahatsız etmeyecek bir karışıma dönüşmesine dikkat edin. Bir numaralı kural ise, gündüz vakitlerinde daha hafif ve taze kokular kullanmaya özen göstermek. Geceleri ise daha şehvetli va baştan çıkaran kalıcı parfümleri tercih etmelisiniz. Örneğin limonlu ve odunsu kokular iyi bir seçenek olabilir.

Parfümün içeriğinde bulunan alkol ve organik bileşenler buharlaşmaya ve kokunun cinsinin değişmesine sebep olur. Ömrünü uzatabilmek için, onu güneş ışığından koruyup, serin ve kuru bir yerde muhafaza etmelisiniz. Sürekli olarak kullanmayacaksanız, parfümünüzü plastik bir torbaya sarıp buzdolabına koyun. Böylelikle fazladan birkaç ay daha tazeliğini korumasını sağlayabilirsiniz. Ancak en iyisi sevdiğiniz parfümü almanızdır.

Fazla uygulanan bir parfümü dengelemek oldukça zor ancak kokusuz bir vücut losyonunu parfümü uyguladığınız kol ve boyun bölgelerinize sürün. Bu losyon kokunun dağılmasını sağlar.

Hangi parfümü ne kadar sıklıkta kullanmalısınız?

Birkaç saatte kaybolan minik moleküllere sahip limon veya çiçek aromalarına sahip hafif kokular üç ile beş saat aralığında ugulanmalı. Baharatlı odunsu ve vanilyalı notalara sahip ağır parfümlerde ağır moleküller vardır ve her sekiz saatte bir tazelenmeli.


Yazi bilgileri Faydalı Bilgiler | Yorum yok »

Saç Bakım Soruları ve Cevapları

Mart 26th, 2016 by admin

Saç bakımı ve sağlığı hakkında en çok sorulan sorular nelerdir?

1. Jöle sürmek saç dökülmesine yol açar mı?

Jöle sürüp sonra saçınızı yıkamazsanız, saçınızı birkaç gün havasız bırakırsanız, saçlarınızın dökülmesine neden olabilirsiniz. Saçınızı jölelediğiniz günün akşamı yıkayamasanız bile, ertesi gün mutlaka saçınızın sağlığı için yıkayın.

2. İki ayda bir saçlarımızı kestirmeli miyiz?

Saçların kırıklarını aldırmak saçların canlılığı ve sağlıklı olması açısından önemlidir. Saçlarınızı 2 ayda bir kuaföre giderek uçlarından aldırırsanız, saçlarınızın daha hızlı ve dengeli uzamasını sağlarsınız. 2 ay çok kısa bir süre olmadığı için, saçlarınızı uzatmanıza da mani olmaz. Yalnız bazı kuaförleri bu konuda uyarmak gerekebiliyor bir müşteri olarak. Bazı kuaförler saçlardaki kırıkları alma işlemini abartarak saçlarımızın kısalmasına neden olabiliyorlar. Eğer bir kuaföre ilk defa gittiyseniz, kuaförü bu konuda uyarmaktan çekinmeyin.

3. Mevsim dönümleri için ayrı saç bakım uygulamaları yapmalı mıyız?

Saç sağlığımıza dikkat etmek istiyorsak bu konuyu da yabana atmamalıyız. Mevsim dönümlerine özel saç bakım ürünlerini incelemeli, bize uygun olanları doğru oranlarda kullanmalıyız.

4. Saç kremi kullanılmalı mıdır?

Saç kremi kullanabiliriz, ancak saç kremini saç ucuna uygulamak gerekir. Saç kremi saç köklerine kadar uygulanırsa, saçın dibini yumuşattığı için dökülmeye neden olabilir.

5. Saçlar hergün yıkanmalı mıdır?

Saçlarınızı her gün yıkayabilirsiniz ama saçınıza günde 1 defadan falza şampuan uygulamamaya dikkat edin. Saç kendi yağında olmalıdır. Saça defalarca şampuan uygulanırsa, saçın yağ oranında istenmeyen değişiklikler olabilir.

6. Saçlarımızı yıkayacağımız suyun sıcaklığı ne olmalıdır?

Saçlarımızı ılık suyla yıkamalıyız. Ilık su saç derisi için de, saç için de sağlıklıdır. Ayrıca ılık su saçlara parlaklık kazandırır.Saçları ılık suyla yıkadıktan sonra, saçlara soğuk su uygulamak saçı canlandırmak için iyidir.

7. Beslenmenin saç sağlığına etkisi var mıdır?

Saç da vücudumuzun bir parçası olduğuna ve saç canlı saç köklerimizden çıktığına göre, aldığımızı besinlerin de saç sağlığında etkisi vardır. Yeterli protein içermeyen diyetlerden mutalaka kaçınmalıyız. Ağır diyetlerden sonra saç dökülmesi ortaya çıkabilir.

8. Uyguladığımız saç modelinin saç sağlığına etkisi var mıdır?

Saçlarımızı yormayacak ve yıpratmayacak saç modellerini tercih etmeliyiz, saçı çok sıkmak, germek (sıkı toplamak, topuz yapmak, örgü yapmak, at kuyruğu yapmak) saç köklerimizin zayıflamasına yol açar. Bu modelleri çok sık uygulamamaya dikkat etmeliyiz.


Yazi bilgileri Faydalı Bilgiler | Yorum yok »

Cep Telefonunuz Suya mı Düştü ?

Mart 26th, 2016 by admin

Telefonum Suya Düştü Ne Yapmalıyım mı Diyorsunuz ?

Hiç Merak Etmeyin, Elektronik Aletlerin Islanmalarında Yapılabilecek En Hızlı İşlemleri Şimdi Öğreneceksiniz.

Cep Telefonunuz Suya Düştüğünde İlk Yapılması Gereken Şeyler Şöyledir ;

Bu konu tüm telefonlar için geçerlidir..

© Hemen pilini çıkarın birdaha takmayın.

© Çalışıyormu diye denemeyin.

© Şarja takmayın

© Cihazın içini açıp kurutmaya kalkmayın

© Unutmayın cihaza elektrik (pil) vermesseniz cihazı
yıkasanız bile hiçbir parça elektrik verene kadar bozulmaz.

© En yakın servise suya düştüğünü belirterek veriniz.
Büyük ihtimal teliniz yapılacaktır.

© Suda pili nekadar az takılı kalırsa o kadar kurtulma
şansı vardır.

Ayrıca Unutmayınız Ki Telefonunuz Her Ne Kadar Hızlı Bir Şekilde Servise Yetiştirilebilirse O Kadar Sağlıklı Bir Çözüm Bulunacaktır. Bu Yüzden Telefonunuz Suya Düştüğü Anda Bataryasını Söküp En Geç “45” Dakika İçerisinde Bir Teknik Servise Götürülmelidir.


Yazi bilgileri Faydalı Bilgiler | Yorum yok »

« Eski yazilar

Sponsorlar